Kastamonu Merkez Kasaba Köyü Mahmut Bey Camisi’nin, Unesco Dünya Kültür Miras Listesine alınması, bu başarının geniş halk kitlelerince özümlenmesi, şuuruna varılması ve konu ile ilgili farkındalık oluşturmak için Kastamonu Turizm Endüstrisi Birliği’nce (TUREB) Kamu-Sen tesislerinde paydaş toplantı düzenlendi.
Toplantıya, Hanönü Belediye Başkanı Serkan UÇAR, Dekanımız Prof. Dr. Alptekin Sökmen, Öğretim Üyemiz Dr.Öğr.Üyesi Muharrem AVCI, sanat tarihçisi Dr. Hatice DEMIR, TUREB Başkanı Fikri YAZAN, TUREB Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman YÜCEL , akademisyenler, STK temsilcileri ve TUREB üyeleri katıldı.
Dekanımız Prof.Dr. SÖKMEN “İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ ÖNCÜLÜK YAPMALI” dedi.
Dekanımız Prof. Dr. Sökmen, “Bu listede olmak daimi burada kalacağımız anlamına gelmiyor. Bu listeye giren eser, buradaki camimiz özelliklerini yitirirse, yıpranırsa, aşınırsa, bozulursa bu listeden çıkarılıyor. Bunun da örnekleri var dünyada. Biz bunu öncelikle koruyacağız. Buranın taşıma kapasitesini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Burası butik, özel ve ahşap bir cami. Öyle her canı isteyenin ayakkabısıyla vesairesiyle bu camiye girmemesi gerekiyor. Zaten cami yılın 7-8 ayı çalışmıyor. Sadece Cumaları hizmet vermektedir. Burada İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün de üzerine düşen şeyler var. Orada bununla ilgili genel açıklama yapacak bir kişiye ihtiyacımız var, çünkü bu tür UNESCO mirasının ayrı bir gezgin grubu var. Yani o grup dünyanın neresine giderlerse gitsinler, UNESCO kültürel mirasında olan yeri ziyaret etme alışkanlığı olan insanlar. Dolayısıyla bizim aslında bütün turizm faaliyetlerindeki amacımızın özü de bir, buraya insanlar gelecekler, Kastamonu’yu görecekler, tanıyacaklar” şeklinde konuştu.
“BU ESERİ CİDDİ MANADA KORUMAMIZ GEREKİYOR”
Mahmut Bey Cami’sine giriş sayılarının hazırlanması gerektiğine işaret eden Sökmen; “Bu yapmamız gereken işlerden bir tanesi. Ben önce elimdeki varlığı korumak istiyorum. Dolayısıyla aynı anda camiye kaç kişi girebilir, aynı anda camiyi kaç kişi gezebilir? O cami ile ilgili galoş zorunluluğu önerim var. Oraya mutlaka galoş getireceğiz halı da olsa, galoşsuz kimse girmeyecek. Burası her ne kadar UNESCO yeri de olsa burası nihayetinde bir ibadet yeri. Dolayısıyla buraya da insanların girerken herkesin yanında örtü/başörtüsü olmayabilir. Dolayısıyla orada insanların ucuz örtü alabilecekleri satış noktasına ihtiyacımız var. O satış noktasının da sürekli açık kalması gerekiyor. Bir diğer unsur ben giderken bakıyorum, anayolun üzerinde Mahmut Bey Cami’nin girişi var, turistik lokasyon olarak gösteriyor ama bizim çok daha insanların gözüne batacak şekilde tabelalandırma sistemimizi oturtmamız gerekiyor. Bu tabelalandırmada da mutlaka UNESCO’ya ciddi vurgu yapmamız gerekiyor ‘Burada UNESCO’nun kültürel miras listesinde ender bir eser var’ diye. Daday Yolu çok aktif bir yol. O yola giren hatta şehre giren herkesin şehre belirli noktalarında şimdiden hatta, UNESCO amblemli şehir merkezinde Nasrullah’tan başlayarak ok işaretlerinin konulmasını öneriyorum. Oraya gelen bilsin ki burada UNESCO mirası bir eser var. Mahmut Bey’i kaldıraç olarak kullanarak diğer ürünlerimizi nasıl pazarlarız buna bakmamız gerekiyor, başta Hz. Pir olmak üzere. Dolayısıyla Mahmut Bey lokasyonunda tanıtım ofisine ihtiyacımız var. Yoldan geçenler oraya girdiğinde, Kastamonu’da başka yerlerin de olduğunu bilmeleri gerekiyor. Mümkünse 3 dilde tanıtım broşürlerimizin resimle verilmesi gerekiyor. Tanıtım broşürlerimizin yapılması gerekiyor. Bunların maliyeti çok düşük ve bu broşürlerimizin yanına Hz. Pir’i de ekliyorum çünkü bana göre buradaki en önemli kaynak o. İnsanların bilmesi görmesi gereken yerlerden bir tanesi. Biz zaten dijital rehber uygulamamıza bunu koyduk. Bir projeye başlayacağız. Artırılmış gerçeklik ve 360 Derece sanal gerçeklik ile ilgili profesyonel anlamda çekimler yaptıracağım. Bunların hem web sayfasını hazırlattıracağım hem de gene dijital mobil uygulamalarını yaptıracağım. Burası yoktu, kanyon bölgesini alıyordum ama ekibi ekstra getirip Mahmut Bey’in de çekimini yaptıracağım. Yani onlara ayrı bir çekim yaptıracağım. Dolayısıyla o sayfalar ya da uygulamalara girenler Mahmut Bey Camisi’ni görecekler. Bizim bir görevimiz var ecdada, arkadan gelecek çocuklara yani geleceğimize sağlam şekilde teslim etmemiz gerekiyor. Allah’tan gelen afetleri kenara koydum ama onun haricinde bizim bu binayı ciddi manada korumamız gerekiyor. Artık bu UNESCO Kültürel Mirası olduğu için bunun bir şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan fonlanması da daha kolay gibi geliyor” diye konuştu.
Dr. Öğr. Üyemiz AVCI ise “KASTAMONU UNESCO ŞEHRİ DURUMUNA GELDİ” diyerek şunları ifade etti:
Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Muharrem Avcı, UNESCO’nun Birleşmiş Milletler’in kültür ve eğitimle ilgili önemli bir teşkilatı olduğunu dile getirerek; “2’nci Dünya Savaşı’nda milyonlarca insan öldü, birçok yer tahrip oldu ve tarihle benzeri hiçbir şey neredeyse kalmadı ama UNESCO burada bir görev üstlendi, dedi ki ‘Dünyadaki kültürel mirası derleyelim’ dünyadaki kültürel mirası derlemek için her ülkenin içerisinde UNESCO birimleri oluşturdu. Mesela Türkiye’de, Türkiye Milli Komisyonu’nu oluşturdu. Onun başında da şu anda Prof. Dr. Oğuz Öcal var. Dolayısıyla her ülkenin milli komitesi diyor ki ‘Benim ülkemde şunlar kültürel miras özelliği taşıyor’ bunu UNESCO üst merciine iletiyor. Orada değerlendirmeler, toplantılar oluyor.
45’inci toplantıda malumunuz ahşap camiler hadisesi Türkiye’den daha önce teklif edilmişti ama uygulanmamıştı. Bu süreçte toplantıda kabul edildi. Biz de o aşamada 450’nci yıl ifadesinden hareket etmiştik yani onu da araya katmakta fayda var. 2019 yılı Şeyh Şaban Veli Hazretleri’nin vefatının 450’nci yıl dönümüydü. Dedik ki ‘2019’da Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’ni dünyaya duyurabilir miyiz? Yani dünyaya kabul ettirebilir miyiz?’ nasıl ki Mevlana, Ahi Evran, Yunus Emre yılı var, ‘Şeyh Şaban Veli yılı da olabilir mi?’ diye böyle bir çalışma yaptık. İnşallah 500’üncü yılda tekrar gündeme gelir. Kastamonu bir UNESCO şehri durumuna geldi. Daha UNESCO’ya girecek bir sürü de mirasımız var. İnşallah onları da adım adım sıraya koyacaklardır ve onlar da yaşayacaklar. Toplumu hazırlamak, toplumu sahiplendirmek lazım. Siz ne kadar anlatabilirseniz ne kadar kabul ettirebilirsiniz, gelen insanları da katlanarak iyi ağırlayabilirseniz o zaman turizm açısından geliştirilir” diye konuştu.